Venedik

La Serenissima Rüyalar Şehri

La Serenissima (huzur dolu) deniz ve gökyüzü arasında topografik bakımdan dünyada eşi ve benzeri bulunmayan, yarım ay şeklindeki ‘Laguna”sında bulunan 118 ada, 180 kanal ve 400 köprüden oluşan büyüleyici şehir.

Şaşılacak kadar olağanüstü güzellikteki bu şehir bir zamanlar Adriyatik’in Prensesi olarak adlandırılmaktaydı. Doğu mimarisinin harikulade mücevheri olan Venedik’in inanılmaz sayıdaki kiliseleri ve tarihi sarayları, mermerin fantaziye benzer rüyasında mükemmel bir uyum içerisindedirler.

Çok sıkça, geçmişin canlı müzesi olarak tasvir edilen Venedik, onu tanıyanların romantik yanını ortaya çıkarmaktadır.

Bugün, sahip olduğu istisnai konumu ile Venedik, kendi varlığına bir tehdit oluşturmaktadır.

Üzerine kurulduğu toprak parçasının doğası, onun yavaş bir şekilde batmasına ve onu çevreleyen suyun da seviyesinin yükselmesine sebep olmaktadır. Birçok ölçümler yapılmakta ve şehrin kurtarılması için gerekli olan projeler ve araştırmalar yapılmaya devam edilmektedir.

Ziyaretçiler için çok farklı bir özelliği vardır Venedik’in: Olağanüstü heyecen verici gondol gezintisi başka hiç bir şehirde yoktur. Burası, küçük sokaklardan ve 180 adet minik kambur-sırtlı köprülerden oluşan bir labirent olduğundan arzu edenler elbette yürüyerek de gezinti yapabilir. Burası alışveriş ve fotoğraf çekme meraklıları için cennettir (deri eşyalar, cam ve kristaller ve sayısız hediyelik eşyalar).

En iyi mevsimler İlkbahar ve Sonbahardır. Lido’daki Film festivalleri, Büyük kanaldaki Tarihi Kraliyet Regattası, vb. ile Venedik’de “mevsim” yazındır. Her iki yılda bir (çiftli yıllar), Haziran – Ekim ayları arasında dünyanın en ünlü sanatçılarının çalışmaları, Giardini Pavilion’daki Sanat Bienalinde ziyaretçileri ile buluşmaktadır.

Venedik, barbar işgalcilerden kaçacak bir sığınak bulmak amacı ile anakaradan Laguna’ya geçmeye zorlanan yerli halk tarafından M.S. 811 yılında kurulmuştur.

823 yılında kemikleri İskenderiye’den Venedik’e getirilen San Marco (St. Mark the Evangelist), kanatlı aslan olarak tasvir edilerek şehrin koruyucu Azizi ünvanını almıştır. Cumhuriyet bir Doge’nin hükümdarlığı altında gelişme göstermiştir.

9. Yüzyıldan 13. yüzyıla kadar Venedik, hızlı bir şekilde zenginleşerek büyür. Venedikliler için Haçlı Seferleri dini olduğu kadar aynı zamanda ticari bir teşebbüs/yatırımdı. Istria ve Dalmaçya 10. yüzyılın sonlarında ele geçirilmişti. Dandolo’nun liderliğindeki Haçlılar 1204 yılında Constantinople (İstanbul)’u işgal etmişierdi. Bir yandan Doğuda kurulan pazarlarda baharat, kumaş ve değerli taş ticareti hızlı bir şekilde gelişirken diğer yandan yağmalanan eşyalar Venedik’e akmıştı. Marco Polo, Kubla Han’ın yönetimindeki bir kasabanın idarecisi olur ve geriye inanılmaz zenginliklerle döner.

15. Yüzyılda Venedik’in gücü doruk noktasındadır: 1416’da Türkler, gallipoli’de yenilgiye uğratılır ve Levant’da Mora, Kıbrıs ve Girit adaları Venediklilerin eline geçer. İtalya’da ise 1414 ve 1428 yılları arasında Verona, Vicenza, Padova, Udine, ve sonra da Brescia ve Bergamo Venedik topraklarına katılır. Adriyatik Denizi, Korfu adasından Po Irmağına kadar Venedik denizi olur. Venediklilerin Altın Çağı boyunca güç, 300 adet ailenin liderliğindeki üyelerden oluşan Büyük Konseyin elindedir. Yasama, yürütme ve yargı yetkilerini elinde bulunduran Onlar Meclisine on adet üye seçilerek iş başına gelir.

Venedik’in gerileme dönemi, sanatsal gelişme dönemi ile çakışır. İstanbul’un Türkler tarafından ele geçirilmesiyle gerileme dönemi başlar. Amerika’nın keşfi ticaret yolunun değişmesine sebep olur. Venedik, 1500’de Kıbrısı ele geçiren Türklerle bitmek bilmeyen bir savaş mücadelesine girmek zorunda kalır ve 1571’de yapılan Lepanto deniz savaşı, savaş sırasında önemli bir rol üstlenen Venedikliler sayesinde zaferle neticelenir. Fakat, 17. yüzyılda, Türklerin Giriti yirmi beş yıl kuşatmanın ardından ele geçirmesi çöküşün kanıtı olur.

Huzur Dolu Cumhuriyet – La Serenissima – 1797 yılında son bulur. İşgalciler tekrar geldiğinde ve Avusturya’ya karşı üstünlük gösteren Napolyon, bir zamanların güçlü deniz cumhuriyetini ele geçirdiğinde, Onlar Meclisi anayasayı yok etmişlerdir. 1866 yılında şehir tekrar, yeni kurulmuş olan İtalya Krallığı’nının eline geçer.

Stiller/tarzlar değişmesine rağmen Venedik sarayları yüzyıllar boyunca orijinal şeklini muhafaza etmiştir.

Pitoresk arayışı içerisinde olan mimar, loggia’da, desteklere binmiş balkonlarda ve merkezde gruplanan bir çok pencereler ile renkli mermerler kullanarak, göze çarpması için, cepheye büyük önem vermiştir. İç avlular mermerlerle, firizler ve transomlar (çapraz kiriş) döşelidir. Konik şekildeki bacalar Venedik’e özgüdür.

Gondolları, Venedik’in akıllarda yapılan resminden ayırmak olanaksızdır:

Küçük dalgaların üzerinde dans eden ya da uzun babalara (direklere) demir atmış gondollar; serenatlar için gondollar; geceleyin Büyük kanalda kayıp giden, fenerlerle aydınlatılmış, polis gondolları, çöp toplayan gondollar, itfaiye gondolları, nakliye gondolları ve hatta siyah ponponlu cenaze gondolları.

Kendilerine özgü denizci bluzu veya kazağı ile renkli kurdeleli hasır şapkalar giyen Gondolcular, şarkılarını mırıldarlarken sandallarını tek kürek çekimi ile ileriye doğru sürerler.

Turizm için en Uygun Mevsim
Turizm sezonu Venedik’de tüm yıla yayılan hızlı bir artış göstermektedir. Tur yapmak ve golf, yüzme, vb gibi açık hava sporları yapmak için en uygun dönem Nisan – Ekim (veya Kasım’ın başları) ayları arasıdır. Kış sporları için ise Aralık – Mart arası.

Ne Giymek Gerekir
Bayanlar için: ilkbahar, yaz ve sonbaharda, yazlık pamuk içeren hafif elbiseler ve (akşamları serin olabilir) hafif süveterler. Geziler için düşük tabanlı rahat ayakkabılar.

Bir cocktail veya kısa akşam elbisesi faydalı olabilir.

Kiliseler gezilirken (şortlar yasaktır) başınıza şapka veya başörtü, çorap, isteğe bağlı olarak kollu elbise giyiniz.

Baylar için: ilkbahar, yaz ve sonbaharda, hafif elbiseler, hafif palto veya montlar, rahat ve sportif ceketler. Mayo ve sahil elbiseleri. Kışın ise daha çio yağmurluk ve ağır elbiseler.

İklim ve Sıcaklıklar
Her zaman güneşli bir şehir olarak bilinmesine rağmen, Venedik’da kış ayları bol yağış alır. Nisan – Kasım ayları arası genellikle güneşli ve sıcaktır. Yılın en sıcak ayları Temmuz ve Ağustos aylarıdır.

Aşağıdaki tabloda, Venedik’in ve yakın çevresindeki şehirlerin maksimum ve minimum sıcaklıkların ortalaması Centigrad (0C) olarak verilmiştir.

Venedik’in yegane havalimanı 13km uzaklıkda bulunan ‘Marco Polo’ havalimanıdır. Venedik’e en yakın ikinci havalimanı Bologna Havalimanıdır.

Denizaşırı ülkelerden gemi ile gelen yolcular genellikle Venedik limanından giriş yaparlar. Santa Lucia Tren istasyonu ile super hızlı ”Eurostar” veya birçok şehri birbirine bağlayan ”İntercity” vasıtası ile Avrupa şehirlerine giden veya oralardan gelen mükemmel bir tren ağı bulunmaktadır.

Otomobil ile seyahat edenlere, Mestre’deki veya Lido di Venezia’daki otelleri tercih etmeleri tavsiye edilir. Günübirlik ziyaret için vasıtalar tren istasyonun da bulunduğu Tronchetto’ya bırakılarak şehir merkezine tekneler ile veya yürüyerek ulaşılır.

Demiryolları:
Venedik’in tren istasyonu Santa Lucia Tren İstasyonudur (Stazione Santa Lucia). Şehir içerisinde tren ile yolculuk yapılmamaktadır.

Şehir içi kamu ulaşımı:
Ulaşım için feribotlar kullanılmakta olup uygun fiyatlıdırlar. Biletler, feribot iskelerinden feribota binilmeden önce satın alınarak binerken kontrol ettirilmelidirler.

Su Taksileri:
Her an hazır bulunabilecekleri belirli bir yer yoktur. Genellikle, en yakın otel, turist bürosu veya feribot duraklarındaki ilgililere sormak veya telefon etmek gerekmektedir. Sitemizin ”Transfer” bölümünde fiyatlar hakkında detaylı bilgi bulabilirsiniz

Delüks müesseselerde mükemmel bir seviyeye ulaşan Otel organizasyonu, zengin olmasının yanı sıra oldukça detaylıdır. Fakat, diğer kategorideki oteller genellikle rahat olmasına rağmen bazı servis eksiklikleri bulunması doğaldır.

Otellerin bir çoğu, restoranlar (klasik, ızgara, self-service, Amerkan bar), yüzme havuzları, solariumlar, saunalar, kuaförler, özel mağazalar ve gece klupleri gibi çok geniş seçenekler sunmaktadırlar.

Her lüks otelde çok güzel odalar ve rahat yataklar, hürmetkar hizmetler ve güzel yiyecekler bulunmaktadır. Merakınızı yenmek için, Patrici villaları, sarayları veya malikhanelerinde aynı atmosferi yaşayabileceğiniz tipik İtalyan özellikleri taşıyan grand hotellerinden birisine küçük bir gezi yapmanızı tavsiye ederiz.

Vendik’i çok daha ekonomik fiyatlarla gezmek isteyenler için, bir veya iki yıldızlı otellerin dışında her yaş insanların konaklama yapabildikleri Gençlik Hostelleri tavsiye edilebilir.

Venedik, dünyada eşi ve benzeri bulunmayan nadir şehirlerden birisidir. Buraya uğrayan bir turist en azından aşağıdaki yerleri gezmelidir:

San Marco (St. Mark) Meydanı:
Bütün dünyaca özellikle gövercinleri ile bilinmektedir. Ünlü cafelere ve lüks mağazalara ev sahipliği yapan üzeri kapalı galerilerle çevrili büyük bir mermer salon şeklindedir. Meydan, Büyük Kanal’a harikulade güzellikteki Piazzetta’dan açılmaktadır.

Üzerinde San Marco’nun Aslanı ve San Teodoro’nun heykelleri bulunan granit sütunlar, Constantinople (İstanbul)’dan getirilmiştir.

San Marco (St. Mark) Bazilikası:
Cumhuriyetin devlet kilisesi olan Bazilika, oniki havariden birisi olan San Marco’nun kemiklerini muhafaza etmek amacı ile 1063 ve 1073 yılları arasında, Avrupa ve Bizans karışımı bir tarzda inşa edilmiştir.

Rönasans doneminde ve 17. yüzyılda bazı değişiklikler yapılmış olan Bazilikanın süslemeleri olağanüstü dercede bol ve harikuladedir.

Yunan haçı tarzında inşa edilen San Marco Bazilikası’nın, soğan şeklindeki kubbesi, haçın kolları üzerine inşa edilen farklı yükseklikteki küçük kubbeler tarafından desteklenmektedir. Zengin süslemeleri bazilikaya ‘altın kilise’ ünvanını kazandırmıştır.

Yurt dışına yapılan bir seferden dönüldüğü zaman, elde edilen hazineler San Marco’da sanat eserine dönüştürülmüş, bu nedenle duvarlar, mermer ve değerli heykeller ile kalın bir tabaka ile kaplanmıştır. Ön cephe, rengarenk mermer ve heykellerle donatılmış beş adet büyük giriş kapısı ile delinmiştir.

Orta giriş kapısının üzerine, Constantinople (İstanbul)’dan getirilen meşhur dört adet bronz at heykeli yerleştirilmiştir. 1797 yılında Napolyon tarafından Paris’e götürülen dört bronz at heykeli, Fransız İmparatorluğunun sona ermesiyle yeniden Venedik’e geri getirilir. Bazilikanın içerisinin göz kamaştıran süslemeleri, ender bulunan mermerler, porfir ve Bizans ve Rönesans etkisinde altın kaplı fon özerine yapılmış mozaiklerden oluşmaktadır. 12. Yüzyıl taş döşemeleri oldukça süslüdür.

Doge (Düka) Sarayı:
Venedik’in bir güç ve şöhret sembolü olan saray, aynı zamanda hem Düka’nın ikamet yeri, hem de hükümetin bulunduğu yerdi. Beyaz ve pembe mermerin oluşturduğu sevimli geometrik şekillerin düzeni ön cepheye büyüleyici bir ifade kazardırmaktadır.

Avlu, heykellerle zenginleştirilerek süslenmiş Rönesans stilinin mukemmel bir örneğidir. Ön cephe, değişken ritmik cumbaları ile Venedik tarzı kemerler, sıva ve duvar süslemeleri ile dikkat çekicidir.

Heyet Odası, elçilerin kabul edilme odası olarak kullanılmaktaydı.

Tavan, Veronese ve öğrencileri tarafından yapılan onbir adet resim ile süslenmiştir.

Düka tahtının üzerinde, Veronese tarafından yapılmış olan ve Türklere karşı Lepanto’da elde edilen zafer anısına İsa’ya teşekkürlerini sunan hıristiyan deniz komutanı Sebastian Venier’in resmi bulunmaktadır. Duvarlardaki Venedik Dükalarının portreleri Tintoretto tarafından yapılmıştır.

Senatörler Meclisi salonunun tavanı, Tintoretto tarafından yapılan olağanüstü güzellikteki Venedik’in Kutsalaştırılması ve İsa’nın haçdan indiriliş sahnesi ile süslenmiştir. 52x23m ölçülerinde olan toplantı salonu, sarayın en güzel odasıdır. Duvarlar, Venedik tarihini anlatan resimlerle döşenmiştir; Büyük Meclis salonunda bulunan Tintoretto’nun Paradiso (Cennet)’i, dünyanın en büyük resimlerinden bir tanesidir. Sarayı ile 17. Yüzyıl hapishanesine bağlayan Ponte dei Sospiri (İç Çekme Köprüsü), 1600 yılında üzeri kapalı bir galeri şeklinde inşa edilmiştir.

Aşıkların iç çekmeleri olmayan bu iç çekmeler, mahkumların, köprünün ince kafesli penceresinden belki de hayatları boyunca son kez ve bir an için görebildikleri bir ışığın iç çekmeleridir.

Campanile (Çan Kulesi):
99m. yüksekliğindeki çan kulesinin sadeliği, bazilikanın şaşalı süslemerine büyük bir contrast yaratmaktadır. Tepesine çıkıldığında Venedik’in harikulade manzarası ile karşılaşılır.

10. Yüzyılda inşa edilen campanile, 1902 yılında yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir.

Saat Kulesi 15. Yüzyıla tarihlenmektedir. Kadran ayıları burç sembollerini tasvir etmektedir. Saat kulesinin yukarısında bulunan ve iki adet büyük bronz insan olan meşhur ‘Mori’ler, 500 yıldır saati çalmaktadırlar.

Canale Grande (Büyük Kanal):
15. yüzyılda Fransız yazar Philippe de Commine tarafından ‘dünyanın en güzel caddesi’ olarak adlandırılan Büyük Kanal, Venedik’in en güzel malikanelerine sahiptir.

Yaklaşık 2 km. uzunluğunda olan kanalda, ‘Patrici”lerin yaşamış olduğu 200 adet 12. – 18. yüzyıl mermer saraylar yan yana sıralanmıştır.

Sarayların en meşhurları;

– Palazzo Corner geç Rönesans dönemi, Cà Grande’de bulunmaktadır

– Palazzo Corner -Spinelli, Rönesans dönemi

– Palazzo Grimani, geç Rönesans dönemi

– Cà d’Oro, “altın malikane”. Venedik’in en güzelidir, geç Gotik dönemi (1440).

– Palazzo Vendramin-Calergi, (Rönesans dönemi), 1883 yılında Wagner burada ölmüştür.

– Palazzo Dario, Gotik dönemi

– Palazzo Rezzonico, heybetli ve çok iyi dengelenmiş geç Rönesans dönemi. Bir 18. yüzyıl müzesine ev sahipliği yapmaktadır.

– Palazzo Foscari, 15. yüzyıl Gotik dönemi, tuğla. Doge Foscari’nin ikamet ettiği yerdi. .

– Palazzo Pesaro, bir barok şahaseri (1710). Bugün, güzel sanatlar galerisi ve doğu sanatı mizesi olarak kullanılmaktadır.

– Ponte di Rialto, zarif Rialto Köprüsü, 1588 – 1592 yılları arasında, bir veya daha fazla kürekleri olan harp gemilerinin altından geçebileceği yükseklikte inşa edilmiştir. Büyük Kanalın eşsiz manzarasına sahip, yan yana sıralı sayısız mağazaların bulunduğu ticaret semtinin merkezinde bulunmaktadır.

Güzel Sanatlar Akademisi
Akademisine bugün, St. Mary of Charity kilisesi ve okulu ev sahipliği yapmaktadır. Venedik resminin sergilendiği yer olan güzel sanatlar akademisinde, Giovanni Bellini, Carpaccio, Mantegna, Giorgione, Titian, Veronese, Tiepolo, Canaletto, Longhi ve Guardi gibi meşhur sanatçıların şahaserleri sergilenmektedir.

VENEDİK’İN YAKIN ÇEVRESİ
Lido
Lido, Adriyatik kıyısında bulunan büyüleyici tatil yerlerinden birisidir. İtalya’da kumar oynanılmasına izin verilen bir kaç yerden birisi olan Casino, modern çizgilerde hizmete vermektedir. Bir başka guzel modern yapı, Ağustos ve Eylül aylarında Uluslararası Film Festivaline ev sahiliği yapan saraydır.

Murano
Ana caddesinde bir kanal ve kanalın iki yakasında yan yana sıralanmış Rönesans evlerinin bulunduğu Lagona’daki küçük şirin bir köy adası olan Murano, 1300 yılından beri önemli bir cam-üretim merkezi konumundadır.

Cam İşçiliği Müzesi, geçmiş ve modern zamanların süslemeli, işlenmiş cam eşyalardan oluşan eşsiz kolleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır.

San Michele
Stravinsky gibi bir çok sanatçının mezarının bulunduğu Venedik’in mezarlık yeridir. Ayrıca, Rönesans dönemine ait hoş bir kilse bulunmaktadır.

Torcello
Bu ada köyü, bir zamanlar piskoposun ikamet ettiği önemli bir kasabaydı; 9. Yüzyılda gerilemeye başlamıştır. Görülecek en önemli yerler: piazza, 11. yüzyılda Romanesk tarzında ve sekizgen planda inşa edilen Santa Fosca Kilisesi, 11. yüzyıl güzel mozaik döşemelerin ve Korint tarzı yunan mermer sutunların üzerine yerleştirilen harikulade kemerlerin bulunduğu 9.-11. yüzyıl Katedrali’dir.

Burano
Danteli ve farklı renklere boyanmış evleri ile meşhur rengarenk balıkçı köy adası. Dantel ören kadınlar, sokaklara bakan evlerinin önünde oturarak bugün bile çalışmaktadırlar.

Paylaş
Scroll Up